NAsıl oluyor da Denktaş plan masada diyebiliyor?
1795

Koray Düzgörenin yorumu

16 Ocak 2004, Cuma 15:59

 

 

 

 

Evet, bugünlerde Türiye demek Kıbrıs demek. O nedenle 'Türkiye'de Ne Var Ne Yok?' sorusunun cevabı Kıbrıs meselesindeki gelişmelerle ilgili oluyor.

Çünkü Türkiye'nin güç odakları ve siyasi aktörleri birbirleriyle Kıbrıs sorunu üzerinden çekişiyor, kavga ediyor, iktidar mücadelesi yapıyor.

Bu mücadelede herşey mubah...

Yakın geçmişte söylenenlerin unutulması da, bir sure önce söylenenlerin tam tersi tavırlar alınması ya da alıyor görünmesi de, birbirleriyle düşmanmış gibi görünen yaklaşımların ve kişiliklerin kamuoyu önünde sırıtarak el sıkışmaları ve dostluk gösterileri yapması da...

Politikacılara sorarsanız, bunlar politikanın cilveleri...

Türkiye ve şartlar bastırınca düşman görüşler de, düşman kişilikler de yanyana gelebiliyor.

Şartlar dediysek, öyle ayrıntıyla ilgili şeyler değil bunlar.

Dış şartlardan bahsediyoruz. Avrupa, hatta Amerika gibi...

Zaten CTP Genel Başkanı Mehmet Ali Talat da  söylemedi mi?

Kendisine, "Hükümeti kuruduktan hemen sonra Rumları görüşme masasına  çağıracak mısınız?" diye masumane bir soru yönelten gazeteciye:

" Anlaşmayla ilgili çalışmalar Ankara'da sürüyor. Sanırım sonra bizi de çağırıp bilgi verecekler (görüşlerimizi alacaklar, diyemedi galiba)  Hem zaten tarafların görüşmeye çağırmak bizim işimiz değil."

"Ankara hazır olduğu zaman çağrıyı yapacak"

Ana hatlarda hükümet dışişleri ve askerler mutabakata varmış görünüyor.

Genelkurmay'ın ve Denktaş'ın endişelerini ve temel çekincelerini kapsıyan bir planı Annan Planı çerçevesindeymiş gibi masaya koyacaklar.

Dikkat edilirse Başbakan Tayyip Erdoğan plandan sözederken Annan Planı demiyor.

İyimser yorumcular başbakanın, "Birleşmiş Milletler yaklaşımları çerçevesinde" lafını böyle anlıyorlar.

Zaten ne farkeder. "Annan planınını görüşmek bir yana, konuşmam bile" diyen Denktaş dahi şimdi Annan planından sözediyor.

Kaldı ki yukarda da belirttiğim gibi iç ve dış faktörler dayatıyorsa Denktaş'ın dahi diyebileceği bir şey olamaz.

Talat bile, anavatanın (Hadi baskısıyla demiyelim) telkini üzerine, Denktaş'ın oğlu ile koalisyon yapıyorum diyerek Denktaş'ın ta kendisi ile işbirliği yapmadı mı?

Onun görüşmeciliğini kabul ederek üstelik...

Politika bu...Demirel'in dediği gibi, "Dün dündür, bugün de bugün."

Ama yarın ne olacağı hiç belli olmaz.

Masaya oturulunca, getirilen önerilerin BM Genel Sekreteri Kofi Annan'a ve karşı tarafa kabul ettirilmesi mümkün olmayan dayatmalar olduğu anlaşıldığında ne olacak?

Rumlar bu önerileri kabul etmezse masadan kaçan taraf onlar mı olacak?

Yoksa plandan amaçladıkları sadece bu mu?

O noktadan itibaren BM'den, Avrupa'dan ve ABD'den Rumlara ve Yunanistan'a baskı yaparak anlaşmayı imzalamaları mı istenecek.?

Öyle ya, tam da bu günlerde Türkiye, gizli kapaklı bazı ilişkilerle ve kaynağını nereden aldığı tartışmalı olan izinlerle İncirlik üssünü 150 bin ABD askerinin nakli için açmadı mı?

Türkiye ABD'nin sadık müttefiki olduğunu kanıtlamadı mı?

Türkiye'nin yakında Irak'taki federatif bir yapılanmayı da kabullendiğini göreceksiniz.

Dedik ya, orası Türkiye... Yapılanların adı ise politika...

Kıbrıs konusunda daha çok şeyler göreceğiz.
   23 defa okundu 1795